Aeneias (AENEAS)
Aphodite'nin oğlu Aeneias, yağma sırasında kaçarak kurtulmuştu. Aeneias, Anius'ın 3 kızı ve tahta Athena heykeli olan Palladium'un mitolojiye göre orijinaliyle Altınoluk'a kadar gelerek burada bir tekne yaptı. Kötürüm babasını ve yıkımdan kaçan bazı Truvalıları da yanına alarak 20 kadar gemiyle denize açılmaya karar verdi. Truvalı'larla ve Anius'ın 3 kızıyla birlikte Aeneias, Akdeniz'de gezerek ilerlediler. Kıyıya çıktıkları Trakya kıyılarında bir bölgede uzun bir dinlenme yapmaya karar verdiler. Aeneias bir boğa kurban etmeye karar verdi. Sunak için dal ve yaprak toplamak üzere bir tepeciğe yöneldiğinde kopardığı köklerden kan damladığını görünce paniğe kapılıp perilere ve kırların koruyucusu Dionysos'a yalvardı. Tekrar bir kökü kopardığında ise kendisine konuşan ses Truvalı Polydoros'un sesiydi. Taşlanarak öldürüldükten sonra merhametli Trakyalılar onun kemiklerini buraya gömmüşlerdi. Aeneias geri dönüp burasının yerleşilecek bir yer olmadığını söyleyerek tekrar yola çıktılar.
Delos adasına geldiler. Burada dinlenirlerken Apollon büyük bir gürültüyle gelip onlara gidip bir an önce bir şehir kurmalarını ve Apollon'a yaraşır bir de büyük tapınak yapmalarını söyledi. Ama şehrin neresi olduğunu söylemeden gözden kayboldu. Uzun süre burasının neresi olabileceğini tartışırlarken Aeneias'ın babası Anchises bunun Girit adası olabileceğini, çünkü Girit'te de ismi İda olan büyük bir dağın olduğunu söyledi. Apollon'a bir boğa ve iki kuzu kurban ederek yola çıktılar.
Kısa süre sonra Siklatların bol adalı denizine vardılar. Üçüncü gün Girit kıyılarına geldiler ve karaya çıktılar. Aeneias burayı yerleşmek için uygun görünce bir şehir yapmak üzere işe koyuldular. Pergamus adını verdikleri bu şehrin etrafındaki tarlaları yazın güneş kavurup, ekinler susuz kaldığından açlık baş gösterdi. Şehri boşaltıp gemilere eşyalarını yüklediler. Girit'teki son gece Apollon Aeneias'a bir kez daha göründü ve yerleştikleri bu yerin istediği yer olmadığını söyledi. Apollon, gitmeleri gereken yeri bu sefer söyledi: Hesperya. Aeneias durumu babasına anlatınca Anchises vaktiyle bilici Kassandra'nın söylediklerini oğluyla paylaştı. Truva'nın çöküşünden sonra oğlunun Anchises'i götüreceği uzak kıyı Hesperya idi.
Oradan yelken açıp zorlu geçen bir yolculuğun sonunda nihayet birbirine yakın ufak kara parçaları gördüler. Çıktıkları adalardan birisinde, vaktiyle kral Phinius'a işkence etmesi için Zeus tarafından krala musallat edilen zalim harpyalar vardı. Harpyalar argonautlar tarafından kralın ülkesinden kovulmuşlar ve burayı mesken tutmuşlardı. Masum bir bakire yüzü olan bu kuş vücutlu yaratıklar, pençeleriyle her türlü yiyeceğe saldırıyordu. Kondukları her yere pis kokulu dışkılarını bırakmalarıyla Aeneias ve diğerlerini sinir ettiler. Dışkılarını yarısı yenmiş yarısı yenmemiş yiyeceklere de yaptıklarından, yiyecekleri yemek mümkün olmuyordu. Bu yaratıklara, sert tüyleri yüzünden kılıç, ok, mızrak işlemiyordu. Harpyalardan ismi Celano olanı yüksek bir kayaya konarak onlara lânet okudu ve gitmeleri gereken ülkenin adını verdi: Hesperya. Truvalılar konuşanın harpya kılığına girmiş bir tanrıça mı yoksa yaratık mı olduğu tartışmasına düştüler. Sonra gemilerine binip yola koyuldular. Harpyaların hüküm sürdüğü Strophade (Stamphane) adalarını terkettikten sonra yine zorlu yolculuklar yaparak bir kara parçasına ulaştılar.
Sahilde otlar arasında otlanan dört tane beyaz at görünce at savaşı çağrıştırdığından dönmek istediler. Anchises'in uyarılarını ciddiye alan Aeneias, gemilere dönme emri verdi. Tekrar denize açıldılar. Yarımay şeklindeki Taranto Körfezi'ini geçip kayalıklarla çevrili Skylation'un önünden geçtiler. Kısa bir süre sonra Zeus tarafından altında Typhon'un tutsak tutulduğu Etna Dağı'nı ve Sicilya'yı gördüler. Merakla etrafı seyrederlerken Messina Boğazı'na geldiler. Charybdis, boğazda yarattığı bir girdapla gemiyi kendisine çekmeye çalıştıysa da başaramadı. Buradan kurtulduktan sonra tek gözlü devlerin yaşadığı kiklopların bölgesine geldiler. Kendilerinden bir süre önce burayı Odysseus ve adamları ziyaret etmişti. Kurtulanlardan birisi onların gelişini görüp saklandığı yerden perişan bir şekilde çıkageldi. Kendisini tanıtttı. İsmi Achaemenides olan Odysseus'un bu adamı başlarından geçenleri anlattı ve bir an önce kiklopların ülkesinden kaçmaları gerektiğini söyledi. Hatta Achaemenides onlara kör kiklop Polyphemus'u da gösterdi. Dev titan denize girdi ve hâlâ kanayan alnındaki yarayı yıkadı. Onu izleyen Truvalılar kaçış için hemen gemilerine sessizce döndüler ve Achaemenides'i de yanlarına alarak küreklere asıldılar. Küreklerin sesini duyan Polyphemus sese doğru yöneldi ve gemileri parçalamak için elleriyle tutmaya çalıştıysa da başaramadı. Polyphemus gemileri kaçırınca o kadar yüksek sesle bağırdı ki, Etna'nın altında sonsuza kadar hapis kalacak canavar Typhon bile bunu duydu ve Etna'nın alevlerinin şiddetlenmesine neden oldu. Diğer kikloplar Polyphemus'a yardıma geldiler ve ellerine geçirdikleri iri kayaları gemilere savurduysalar da isabet ettiremediler. Achaemenides'in yardımlarıyla yola devam ettiler ve Messina Boğazı'ndan uzak durdular.
Sicilya adasını kıyıdan takip ederlerken Aeneias'ın babası Anchises öldü. Cenaze töreni için Sicilya'nın Trapani şehrinde kısa bir duraklamadan sonra denize açıldılar. Daha Sicilya ufukta kaybolmadan Zeus tarafından görüldüler ve onun emriyle rüzgârların efendisi Aeolus tüm küreklerini kırıverdi. Küreksiz kalan gemilerin üçü üçü karaya oturdu, üçü battı. Orontes'in gemisi de battı. Kalan gemiler Kuzey Afrika kıyılarına dek sürüklendiler. Araya Poseidon'un girmesiyle rüzgârlar yatıştılar ve uzaklaştılar.
Kalan 7 gemisiyle Aeneias, Libya kıyısına geldi. Aeneias, sadık yoldaşı Achates'le birlikte yüksekçe bir tepeye tırmanarak nereye geldiklerini anlamaya çalıştılar. Kaybolan diğer gemilerden de bir iz göremeyince etrafı keşfe koyuldular. Gördükleri bir geyik sürüsünden geyik vurmak için okla peşlerine düştüler. Aeneias her gemi için bir tane olmak üzere 7 geyik vurdu. Uzun zamandan beri açtılar ve büyük bir ziyafet çektiler. Bu arada Aphodite babası Zeus'a giderek, oğlu Aeneias'ın çektiği sıkıntılara bir son vermesini rica etti. Zeus, kızını teselli etti. Aeneias'ın sıkıntıları yakında sona erecekti. Aeneias, ziyafetten sonra keşfe çıkmaya karar verdi. Kampı ve gemileri oğlu Askanius'a emanet ederek, Achates'le birlikte civarı keşfe çıktı. İkisinin karşısına Aeneias'ın annesi çıkıverdi. Afrodite tıpkı Sparta bakirelerinin giyindiği gibi giyinmiş, omuzuna da bir yay asmıştı. Aeneias bu kılıktaki annesini tanıyamadı. Afrodite onlara civarda başka avcı kız gördüler mi diye sorunca onlar görmedik dediler. Afrodite onlara bölge hakkında bilgi verdikten sonra yollarına devam edip mutlaka tanrıların vaad ettiği Hesperya ülkesine varmalarını tembihledi yanlarından ayrıldı. Aeneias annesini son anda kokusundan tanıdıysa da Afrodite geri gelmedi. Afrodite çok sevdiği yer olan Kıbrıs'taki Kato Pafos'a giderken Aeneias'la Achates keşfe devam ettiler ve bir kale gördüler. Kale bir Kartaca kalesiydi ve halen inşası devam etmekteydi. Aeneias'la Achates dilenci kılığında inşaatı gezdi. Aeneias, gördüğü büyük bir tapınağın içini gezerken tanıdık çizimlere rastladı. Truva surlarında savurduğu büyük taşlarla Akhalıları geri püskürtüşünü resmetmelerine şaştı kaldı. İkisi orada, kaybolduklarını sandığı bazı arkadaşlarını da görüp sevindiler. Arkadaşları bu ikisini alıp kraliçe Dido'nun huzuruna çıkardılar. Dido, Truva şehrinin başına gelenleri duymuştu. Dido, Afrodite'nin oğlunu alıp sarayına götürüp ve görkemli bir kurban şenliği hazırlanmasını emretti. Şölen sırasında Aeneias kraliçeye oğlu Askanius'a getirttiği türlü hediyeler verdi. Dido Askanius'la da ilgilendi ve kucağına alıp sevip okşadıysa da, ilgi gösterdiğinin Askanius değil de aşk tanrısı Eros olduğunu bilmiyordu. Eros, gerçek Askanius'u saklamış ve onun kılığına girmişti. Dido Askanius'u öptüğünde Dido'nun içine Aeneias'a duyacağı derin bir aşk koydu. Eros işi bitince gerçek Askanius'u uyur bir şekilde Aeneias'ın odasına bıraktı. Ertesi sabah Dido'nun düzenlediği bir av partisi vardı. Av uzun sürünce hava karardı ve çıkan fırtına yüzünden Dido'yla Aeneias aynı mağaraya sığınmak zorunda kaldı. Fırtına dinince dağılan av topluluğu yeniden toplandı. Dido'nun Aeneias'la aşk yaşadığını duyan Dido'nun taliplilerinden Afrika'nın güneyindeki Namibia'nın kralı Jarbas, deliye dönerek Zeus'a yalvardı. Zeus, gerçekten Dido'nun Aeneias'la bir aşk yaşadığını görünce Roma'yı kuracak yerde Kartaca'da zamanı boşa harcamasına kızarak Hermes'i çağırdı. Hermes uçarak Kartaca'da yeni sarayının inşasını kontrol eden Aeneias'ı buldu ve tanrısal emri hatırlattı. Aeneias, kendini topladı ve arkadaşlarını yanına çağırarak donanmayı gizlice hazırlamalarını istedi. Kaçış planı Dido'nun kulağına gidince gidip Aeneias'a yalvardı. Aeneias, Zeus'un emrini söyleyince Dido sustu. Aeneias, hazırlıkları bitince gemisine bindi ve hep birlikte Kartaca'yı terkettiler. Dido, Aeneias'ın eşyalarını görüp acı çekmemek için yoketmek istedi ve veda merasimi için yakılan büyük ateşe hepsini attırdı. Sarayına dönünce yüksek balkonundan ufukta kaybolmak üzere olan Aeneias'ın gemilerini gördü. Kurduğu muhteşem şehrinde, Truvalı sürgünler gelesiye kadar ne kadar da mutluydu. Aeneias'tan kalan son hatıra olan kılıcı göğsüne sokarak kendini öldürdü.
Aeneias'ın gemileri Sicilya'ya kadar sürüklendi. Denizde yolculuk yapmaktan bıkan Truvalı kadınlar bir gün donanmayı ateşe verdiler. Aeneias, adamlarıyla ateşi söndüresiye kadar en güzel 4 gemi mahvoldu. Aeneias, rüyasında kendisiyle konuşan babasının tavsiyesine uyarak, savaşamayacak durumdaki yaşlıları Sicilya'da bırakmasını isteyince o da öyle yaptı. Sicilya'da Acesta (Segesta) şehrini kurarak yaşlıları buraya yerleştirdi. Buradaki göçmenlerin içinden en güçlüleri yanına alarak yola devam etti. Poseidon'un sağladığı yumuşak rüzgârlar sayesinde yelkenle rahat bir yolculuk ettiler. Sürekli uyuyan kürekçiler yüzünden dümenci Palinurus uyuklamaya başladı. Uyku tanrısı Hypnos'un etkisiyle Palinurus'un derin bir uykuya girmesiyle gemi dümencisiz kaldı. Palinurus, bir de denize düşüp kaybolunca, donanma dümencisiz yoluna devam etti.
Sonunda varmayı arzuladıkları latin ülkesi Hesperya'ya (İtalya) vardılar. Kıyıya çıkarak büyük bir kent kurdular. Oraya karısının ismi olan Lavinium ismini verdi. Daha sonra Alba Langa kentini ve sonra Roma'yı kurdular. Torunları Romus ve Romulus ise Roma İmparatorluğunu kurdu. Aeneias, Palladium'u Forum'un bir köşesine koydurdu. Heykel daha sonra Konstantin tarafından İstanbul'a getirilerek Konstantin Sütunu yerine dikilmezden önce bu tahtadan heykel, koruyucu bir beze sarılarak toprağa derine gömüldü. Sütun bu heykelin üzerine dikildi. Efsaneye göre bu Palladium, yüzlerce olan kopyalarından birisi değil, orijinal olandır ve İstanbul'u korumaya devam etmektedir. Dido'nun kızkardeşi Anna Perenna bir gün çıkagelince Aeneias ona sahip çıktı. Anna Perenna sonradan ablasının eski aşığına aşık oldu ve Aeneias'ın eşi Lavinium'u kıskanınca kendisini öldürdü. Aeneias bunun üzerine kendisini öldürünce, Aeneias'ın annesi Afrodite Zeus'a gidip yalvardı oğlunu diriltsin diye. Zeus, Aeneias'ı diriltmekle kalmadı ayrıca ölümsüzlüğünü onayladı. İlk iş olarak ırmak tanrısı Numicius, Aeneias'ın günahlarından arındırdı. Sonra da Afrodite ise ona ambrosia nektarı içirerek Aeneias'ı ölümsüz yaptı. Aeneias ölümsüz olarak hem Olympos'ta hem de kurduğu şehirlerde bulundu. Hephaistos Aeneias'a zırh ve silahlar yapıp yolladı. Aeneias'ın hâlâ yaşadığı söylenir.
Kaynaklar
Mitoloji Sözlüğü. Azra ERHAT. Remzi Kitabevi, 5. Baskı, Eylül 1993. Büyük Fikir Kitapları Dizisi:18
Ortadoğu Mitolojisi, S.H. Hooke. Çeviri: Alaeddin SENEL. İMGE YAYINLARI: 20, Eylül 1993.
Klasik Yunan Mitolojisinin En Güzel Efsaneleri. Gustav Schwab. İlya Mitoloji Dizisi. 2004
Yunan Mitolojisi. Çeviri: M. Tahsin KOZANOĞLU. MİTOLOGYA YAYINLARI: 1, Aralık 1992.
Mitologya, Edith Hamilton. Çeviri: Ülkü TAMER. VARLIK YAYINLARI, Sayı: 326. 1994
Mitoloji Sözlüğü, Pierre Grimal. SOSYAL YAYINLAR, 1997.
Klasik Yunan Mitolojisi, Şefik Can. İnkılâp Yayınları
100 Soruda Mitologya. Behçet NECATİGİL. 1995
Meydan Larousse Ansiklopedisi
Cousteau, Sea and Legends.
Hayat Ansiklopedisi
Theoi Project